
002
AĞIT
Bir gece karanlığında ansızın kaybolur yüzün
Aynaların paramparça olduğu yerdedir hüzün
Tesellisi kalmamış avare umutlarda
Gözlerin yetmiyor gizlice tutulan hıçkırıklara
Bir mülteci saltanatıyla, başıboş telaşımızdır
Tuttuğumuz türküler. .
Yasak uğraşıların duvarları alabildiğine
Kirlettiği saatlerde
Ben seni düşünürüm
Pencerelerin perdelenmiş yüzünde
GİTME SAKIN BENSİZ GİTME. . .
Karasevda seven bir yüreğin yangınıdır
İtfaiyesi gecikmiş yokuşlarda
Yalan, giderken kalışın bir yalan!
Yalan, içten pazarlıklı gülüşün bir yalan!
Sesin yalan, yüzün yalan!
Giden her gemi paramparça eder
Yar için sakladığım denizleri
BEN’ de hasret kalmış
SEN’ de sıla. .
ÖLME, BENDEN UZAKLARDA SAKIN BENSİZ ÖLME. . .
Koparılması yasak olan çiçeklere dokunma!
Gözbebeklerinin en dipsiz maverasından
Güvercinler kalkıyor
Hüznümün tahtına ölü kuşların yüreğini sunma!
Yüreğim hala bir çocuktur bilmezsin
Kara haber kuşlarına ezberlettim,
Yakıp ta gittiğin ülkeleri
Oy benim toprağa kefensiz düşen yüreğim!
Oy deryayı kül eden aşk ateşim!
Nabzım yine buz tutmuş oy!
Karşımda yine o çözemediğim gözlerin
Hasret varsa arada, dağlara yakınma!
Yol vermemişse dağlar darılma!
Suyum yanıyor, ateşim yanıyor
YAKMA OKYANUSLARI SAKIN YAKMA. . .
Kalem düğüm, defter düğüm
Düğümlenmiş tüm heceler
Ve şimdi bu kahpe yürek
Sensizlikle kör düğüm
Ey yar uyandır beni bu uykudan!
Belki bir rüyadır gördüğüm
Yani böyle bırakıp gidecek miydin talihsiz yüreğimi?
Umutlarımı bir dağ başında bırakıp kaçmak reva mıydı?
Hani nerede kurduğun şehirler?
Yıldızlar nerede?
Tebessümün nerede?
Yüreğin bende kalmış, benim yüreğim nerede?
Oy telaşım; kimler yakıştırdı bizi ayrılığa? !
Bizi bu aşk belasına kimler salmış?
Vay yüreğim vayy!...
Ocak 1999