
007
BERDEGÜL
Sen karanlık sokakların en aydınlık yüzü
Sen apansız gecesinde kaldığım
Bir şehrin dolunayısın
Kardelenler mekan eylemiş toprağını
Şebnemler çoktan çadırını kurmuş gamzelerine
Gece saat ‘’on iki’ yi vurdumu;
Ben uzak ülkelerin sürgün gecelerinden
Şiir uçururum siyah gözlerine…
Firar eyledi kentimden, kara haber kuşları
Çobanyıldızı ilkin senin gözlerinden başlar
Yol aramaya…
İçimde, ta içimde susuzluktan ağlayan
Bir çöl var
Yağmur sensin Berdegül, bulut sensin, rüzgâr sen…
Toprak yanar, kum yanar, su yanar
Dal olup üstüne bir eğilsen…
Hasretinden yanıp kavrulan güllerime
Avuçlarınla su taşısan gözbebeklerinden
Dikişi çözülüpte kanarsa yaram
İstemem ne derman ne şifa
Bütün denizlerin tuzunu SEN getir yarama
Ve gelsen bir sabah erken
Ya Nisan yağmurlarında
Ya da Eylüller biterken…
İçimde tüten alev ancak SEN gelirsen diner
Bu bile bana yeter
Yıkacaklarsa bir gün bu şehri başıma
Kalacaksam enkazın altında
Sakın sen geri durma
Ecelim ol gel ‘bul!’ beni…
Bir eşkıya fermanında adım
Meçhul bir ölümün soluğunda kaldım.
Canımı göklere saldım
Ok ol, yay ol, kurşun ol!
BUL BENİ BERDEGÜL,
GEL BUL BENİ…!
10.02.1999