
008
BİR GÜVERCİN KANADINDA BAHAR
Yalan söylemez kardelenler, kavrulan baharlara
Islak toprakların suyu tükenmiş
Bir tek Sen kaldın, zeytin renkli akşamlarıma
Sırtına kuşların hasretten bir yürek eklenmiş
Yalan söylemez kardelenler, kavrulan baharlara
Bulutların eşiğine dertli başını yaslasan
Yıldızlar utancından yine doğar mı geceye
Gözlerine mil çekilmiş rüyalarımla ağlasam
Hayalin bir anda dönüşür bilmeceye
Bulutların eşiğine dertli başını yaslasan
Nadasa bırakılmış yüreğimden idamlık adın geçer
Biliyorum dilimin ucuna getirmemeliyim
Her hecen dudaklarımı kırk yerinden biçer
Canfezam yine de bu şarkıyı burada bitirmemeliyim
Nadasa bırakılmış yüreğimden idamlık adın geçer
Beyaz güvercinlerin türküsüyle yaşadım bir ömür
Uçurumların özgürlüğü kadardı çocukluğum
Beni taş duvarların masum aldanışları tanır
Kırıldı umut, yokluğundur düşlerimde avunduğum
Beyaz güvercinlerin türküsüyle yaşadım bir ömür
Her bakışında Züleyhâca buzların elleri tutuşur
Bu sana kaçıncı firar gurbet diyarlarından
Pervanede kelebekler, bir vuslatla buluşur
İdamlık mahkûmdur hasret, güvercin kanatlarından
Her bakışında Züleyhâca buzların elleri tutuşur
Yüreğimin köşesinde bir ceylan kırgın bakar yüzüme
Avare bir karanfil Cennet kapılarında ağlar
Rüzgârlar aldırmaz su içer yalakların dizinde
Mateme bürünmüş yüz hatlarında bir orman yanar
Yüreğimin köşesinde bir ceylan kırgın bakar yüzüme
Başımda dönen kartallar yükümdeki sevdayı ne bilsin
Yetim çiçekler çöllerde çilekeş büyürmüş
Sen gönül sahralarımın boynu bükük nilüferisin
Gözlerinden habersiz bir dünya uyurmuş
Başımda dönen kartallar, yükümdeki sevdayı ne bilsin
Kırılan aynaların yalnızlığı gidişinle başlar
Sana uzanan köprüler söğüt gölgesiyle örtülür
Toprak gelinliğini şeb-i aruz şenliğine saklar
Beyaz güvercinlerin kanadına bir bahar yürür
Kırılan aynaların yalnızlığı gidişinle başlar
Mart 1997