
023
GÖNÜLDEN GÖNÜLE SERENAT
‘Kavuşmamız bahara kaldı’ desem
Bana sırtını dönüp darılır mısın?
Birgün bir kara gecede bir ay tutulsa bakışlarım
Gözlerim sabahsız bir şafağa uyansa
Kapılar zalim bir dar ağacına açılsa
Ve henüz tel örgülerine takılmadan saçlarım
Apansız bir kurşun hedefini yüreğime salsa
Sen siper olup vurulur musun?
Lal olmuş bir bülbül hala bir güle tutkun
Gül habersiz,bülbül ta yüreciğinden yaralı
Mecnunca nakışlı yüzümden kan süzülür
Hem damla damla hem gizlice
Adı aşktır, sebebi sen!
Boş kalmış gönül sarayıma ‘BUYUR’ desem,
Hiç düşünmeden o tahta kurulur musun?
Baharlar bir yerde biter
Kuşlar birden uçar
Dallar sevda çiçeğini döküp
Mevsim bir kara kışa kalkar
Yollarda sonum bir bilinmeze çıkar
Sen gezersin ardım sıra diyar diyar
Bulursun(!) bir mezar taşında, konulmayan adımı
Başucunda bekliyorsa hasretten yıllanmış bir çınar
‘sevdalım’ deyip toprağına sarılır mısın?
Namlusunu mavi göklere çevirse avcılar
Yağlı bir kurşun kan düşerse beyaz bir gömleğe
Sen yuvasız kalırsan uzak gurbet ellerde
Göğünde uçan beyaz güvercinlerle
Gelip yüreğimde barınır mısın?
‘söz örümcek ağını yine sevdam örecek,
Orada kaldığını yalnız güvercinler bilecek’desem
Sen kavlime inanır mısın? ...
1998