Şiir Kültür Deryası

030

HİCRAN

Ey içimde yasak olan, yine nerede kaldın?
Hangi rotasız geminin dehlizinde insafsızca yandın?
Sevdanın nakışı dalgalarda kalır mı sandın?
Fırat kadar efkârlı bir ahuzâr gibisin.

Kanı kaynayan suya ateş olur bakışın
Bahtımın karasında yanıyor buzdan nakışın
Nedendir ‘aşk’ denilince köşe bucak kaçısın?
Ankara sokaklarında kaderimi yazar gibisin.

Türkü diye tutturdun acılarla onu da yaktık
Yüzüne güldüğümüz baharın ardından hep ağladık
Yağmur olup ta çöllerde sürgüne çıktık
Mezarımı alevden sulara kazar gibisin.

Bazen kuytu köşelerde ağlayan çocuk olursun
Bazen idam edilip urganlarda asılı kalırsın
Kendimi fezada yolunu yitirmiş yıldız sanırsın
Saçını bir siyah ölüme çözer gibisin.

Vaktidir hüznün, balıklar kıyıya vurduğu an
Hasret bilinmez bir diyarda daha yaman
Yar pencereden bir karanfil attığı zaman
Uslanan yüreğimde yara olup azar gibisin.

Gayri yetmez mi rüzgâr olup kayalarda estiğin
Yetmez mi İbrahim’in bıçağıyla ciğerimi kestiğin
Su üstünde ateşinle ateşleri yaktığın
Yusuf’un yüzündeki öksüz nazar gibisin.

Gözlerin ayrılığa tutsak, ellerin bağrında kayıptır
Dağlar karlara mahkûm, laleler dokunaklı bir ağıttır
Umut sürgüne çıkınca, hicran beni de ağlatır
Kanlı yaş olup gözüme dolar gibisin.

Hasret sönmeyen yangın, deniz gözlerine saplandı
Ağlamamak ihanet, tebessüm solgun dudağa bağlandı
Şiirin son mısrası saçının tellerine dolandı
Her fırsatta bir dalımı koparan rüzgâr gibisin

Ey Fırat kadar efkârlı ahuzâr olan
Ey mezarını alevden sulara kazan
Ey uslanan yüreğimde yara olup ta azan
Canıma hasret kurşunlarını sıkar gibisin.

Temmuz 1997

 

Ana Sayfa