
046
ÖLÜMSÜZ ÇİLE
Sevda ki; bir şehir çığlığı,
Bir ahuzar görüntüsü,
Ve mahyası yere düşen son bakışın…
Sevda yüklü trenler geçiyor
Hayalini kurduğum uzak diyardan.
Sönmüş bir köz avuçlarıma tutuşturulan,
Toprağına üşüştüğüm gizli bir ağıt hatıra dedikleri. .
Soğuk çerçevelerden ölümü çiziyorum
Karanlık pencerelere.
Rüyalar uykular gibi haram,
Uykusuzluğum bir ölüm telaşı
Bir kulak ver desem
Dağlar vuracak aşkımızı
Ve dikiş tutmaz bir çaresizlik
Ardı sıra gittiğim.
Gönül kapılarını çoktan kilitlemiş yar,
Yar düştüğüm yangınların tek sebebi,
Gönül yar kapısında ihtiyar,
‘BUYUR!’ dese dönerim belki. . .
Bir of çeksem, karşılık verecek dağlar,
Bir mısradan ibaret değil inan intizarım,
Çürümüş menekşelerim,
Ve böğürtlen kokulu o şehir
Gör ki bir şiirden ibaret değil
Benim aşk dediğim. . .
Ve adını kalbimin mezar taşına kazıdım
Yaban otları birer birer söküldüğü bittiği yerden
Şimdi tüm rayihasıyla bir sana açık kapılar
Sevdayı telden dile düşürdüğüm
Haydi hasret kısrağını sal,
Gel bir şehir misali ölümsüz ol,
Ve kalbimde kal! . .
12.06.1999