
054
SIR DENİZİNDEN SAHİLE VURANLAR
Biliyorum ey can, elimden ansızın düşecek kalem
Umutlar kapında ecelsiz öldüğü zaman
Cümleler bitecek, lakin çözülmeyecek bilmecem
Kuru güller bile dalında solduğu zaman
Sazımın yanık telinde türküm yarım kalacak
Kardelen boğulacak toprakta, toprak kıyamete kopacak
Bilinmeyen bir sır içimi ateşler misali yakacak
Ölüm aynalarda saçını yolduğu zaman
Şafak sökerken, ben perdemi karanlığa çekeceğim
Duvara kandil yerine ömrümün boyasız tablosunu asacağım
Gitmeden bu şehre son bir kibrit çakacağım
Islak kibritler yürek ateşinde yandığı zaman
Sevinçlerin doğrusunda sevdamın kanına girecek hasret
Ardımıza düşmeden, gel hasreti idam et
Aşkıma yitik rüya kalacak, bana sensiz müebbet
Sende bile sensizlik, beni sensiz bulduğu zaman
Aşklar biter, yaşlar biter, düşler biter
Sır denizi yüreğimi son dalga diye sahile atar
Yaraya basılan tuz, ateş olup yarayı yakar
Gönül yeniden hasret kışlasına döndüğü zaman
Vaktim dolunca, kimi bu uğurda ‘şehit oldu’ diyecek
Kimi ‘meçhul bir şairdi, sevdasına öldü’ bilecek
Sırra kadem basarken beni en son ecel görecek
Gölgem bu şehrin son sokağında kaldığı zaman
15.01.1998