Şiir Kültür Deryası

110

 OTUZDÖRT GÜLÜN SAHİBİNE

Yorgun bir martı çığlığıyla yırtıldı gözbebeklerim
Parmak uçlarıma kadar bir ölüyüm ben
Kan dolu bir denizin kıyıya vurduğu...
Her vakit acılarım ilikleniyor dalgın şafaklara
Sonra sen oluyorsun uçsuz denizlerin sonunda bekleyen
Hasretimi sınıyorum her gece, bağrımı kamçılayan ah’larla
Kirli deryalarda aranan, arandıkça kaybolan benim
Ve tevbesi kabul olmamış sevdalarda
Ardında bırakıp ta gittiğin
Belki de esrarlı bir ölümün karanlığında terkettiğin
Ah boynunu büktün adımlarında gizli kalan kaldırımların,
Ve gölgesinde bıraktın isyanımı ucuz intiharların  
Bu el salladığım kaçıncı şehir bir bilsem
Bir gece yarısı uykularını bölmez mi
Yollarda kurşuna dizdiğin cinnet kuşları
Bir şehir kurutuyor gözyaşlarını şimdi birde ben
Ben seni sensiz severken,sende unutmuşum kimliğimi ve kendimi
Gel de buldur beni Allah aşkına ..
Bir hasret seferberliğinde kendini ateşe veren bir isyanla
Bu kahrın fotoğrafını duvarlarına kim astı İstanbul?
Bu umarsız taşları yarin bağrına kimler bastı?
Senide yakmış bu ateş bilirim
Ben O yangını kalbimi yakışından tanırım
Beni yakan seni sağ bırakır mı sandın İstanbul!
Rüzgarları sonbahara verdiğin gün
Sarsıldı aynalarda bir granit gibi duran heykelin
Bir dünya sarsıldı ruhumun iniltisinden
Ve ben ağlıyorum katilim olduğun günden beri...
Neden kapıları aralamadım bu akşam bir bilsen
Bu akşam camların buğusuna adını karalamadım
Ben ki Kız Kulesi’ne bakan bir evin soğuk bir odasında
Özlemlerimi yaraladım...
Ben bir yanımı sana yazdım her gece
Ki en sancılı infazımdı o benim, yüreğimden koparıp ta
Göğsüne taktığım..

 

Hasretimse gözlerimin ucunda çoğalan bir ateşti
Gelesin diye yollarına yaktığım..
Sonra bir düş kırıklığında rüzgarlara saldığım...
Ben Yunus-u Divane’yim gel!
Ben Yusuf-u Pervane’yim gel!
Kolay değil
Bu aşk uğrunda daha nice küheylanlar çatlayacak
Eğer duymazsan bir gece bir devin devrilişini
Öyleyse bir şairin ölü gözlerinden dinle
Hançer yarası bir aşkın hikayesini...
Ve dinle karahaber kuşlarından..can çekişen dalgalardan..
Meczup tayfalardan ve..
İstanbul’u hicranıyla kuşatan küskün martılardan
Dinle ve çürüt intizârını...
“Bir dünya kurulur” derler “bir gülün ihtirasından”
Ah otuz dört gülü otuz dört günde yakan İstanbul!
Anladım yine sonsuz bir hülyadayım ben
O yarin kapanmış gözlerinin karanlığındayım ben..

Mesafelerin yorgunluğunda kamçılanan bu kahır benim
“Adını ölsen dahi verme İstanbul!” dediğim o efsane sır hala senin
Lakin bir işaretiyle yollarına düştüğümüz o yarin
Şimdi ne gerçeği senin ne de hayali benimdir
Kokarım O,hala güzellik uykusunda olan
Sağır bir sultanın nasibidir
Bense dünlerin birinden yorgunum İstanbul
Sen otuz dört yerinden otuz dört gülle yaralı
Belli ki O’nun haberi yok ölümümden

Bilmez ki bu hayalin peşinde bir dünya yanmıştı
Bir şairin kalbine Azrail’den bir nazar kalmıştı...

                                                        Mayıs 2001

 

Ana Sayfa