Şiir Kültür Deryası

165

VUSLATTAN CAYDI BU GÖNLÜM

Bir intizarın gölgesinde çürüttün efgânımı
Aşk dedin de  yaktın ruhumu derinden
Çöl benizli hasret misali yarım bıraktın  destanımı
Müebbet umutsuzluk değil; ama umutsuzum senden
Gel bul beni de ellerin deysin yüzüme
Ki yalnız ellerin dokunur bir kalbin ateşine
Sen gelmezsinde ben dizginlerim atımı Kaf Dağına doğru
Çekip giderde kül rengi ruhum , yalnız gölgem kalır dünyada

              Aşk  hasret okunu fırlatan yaydı Berdegül!...
              bu gönlüm vuslattan caydı Berdegül!...

Son turnalarda göçünü aldı çoktan
Bir gül için yedi iklime kıyıldı hiç yoktan
Dayanırsa bir yürek  dayanır sandım
Umudun sığmadığı yere ben sabrımı sığdıramadım  
Bu ayrılıktan yıkılan yine gönül oldu
Bülbülün ateşinde kızaran güllerde soldu

             içimdeki şu sızı yokluğunu kader saydı Berdegül!...
             bu gönlüm vuslattan caydı Berdegül!...

Susuz topraklardan geldim ben
Kays’ın bastığı çölleri getirdim içimde
Fırtına getirdim ateşine, koparıp ötelerden
Ve yıldızların derine düştüğü gözlerini
Ve kalbimin közüne dokunan ellerini
Velhasıl yaramı sızlatan her şeyi...
Yağmursuz geldim ben
İçimde gölgesine duramadığım ağaçlar
Sular sensiz parmaklarımın arasından boşluğa akar
Şimdi çöller şairdir kalemi aşk demli
Ve çöller Kays adına intikam yeminli
Makamsız şarkılar getirdim
Şarkılar ki peşine düştüğüm yollar kadar eğri
Özlemler öylesine akrep meleği
Ve devşirir ruhumu sevdamın alaca karanlığında

             sanki gözlerin geceye asılı dolunaydı Berdegül!...
             bu gönlüm vuslattan caydı Berdegül!...

                                                                                28.07.2001

 

Ana Sayfa