
183
DAĞLARIN ÖTESİ YOK
Dipsiz uçurumların kenarına yaslayıp dertli başımızı
Yolsak ağıtımızı tepeden tırnağa
Feryad-ı figan eylemeden sessiz sedasız
Salsak mı ki hüznümüzü karşı dağlara
Kırsak yüzümüze eğilmiş asık yüzlü aynaları
Hani daha da kabarmadan damarımızda acılar
Şu kapanmayan yarayı sar desek
Birileri bizimde yaramızı sarar mı be reis
Yani bizimde derdimiz sorulur mu
Bilmem ki hatır sormakla gönül yorulur mu
Bir ışık yakılmış uzaklarda kısık sesimize karşı yankılanan
Bir ulaşabilsem
Bir bulabilsem
Bir anlayabilsem ah!
Bir yanımız deniz, bir yanımız çöl
Finalsiz bir yarışın ortasında kalmışız
Bir yanımız deprem, bir yanımız sel
İçimizi unutup hep dışa dalmışız Reis
İliklerimize işlemiş zemheri
Ki biz pörsümüş hayat sahnelerinde tanıdık ecelsiz ölmeyi
Korkudan iki büklümdür tir tir titreyen omuzlarımız
Ta derinlerden koparıp ta göğüs kafesine attığınız
Yarım yamalak ah’larımız kanlı kılıçlar gibi meydanda şimdi
Vurup ta geçtiği yerler verem olmuş şehirlere benzer
Soğutan mı, yorgunluktan mı, sonbahardan mı
Yoksa her gece gönlümüzü duman eyleyen sevdadan mı bilmem?
Şu köz kusan susuzluk deryasında bekleyiş
Şu doğum kadar sancılı yangın
Şu aşk dediğin ateş ölümden sonrada yanar mı be Reis?
Köprü altlarında büyüyen başı okşanmamış çocukları getir aklına
İhanet tadında ki bir hayalin peşinde bir sonra ki güne
Aldanıp gidenleri yani...
Onların umutları kadar büyüyemedi umudumuz
Sözümüzün geçmediği kavgalarda yitirdik
-en büyük kalabalığımızı-
Meğer dayanmak ne zormuş Reis..
Sabır iklimlerinin bittiği bir akşamüstü
Kollarımızı açarak geldik hüzünlerin koynundan
Sıçramış ateş gibiydi gözlerimizde gece
Ağladığımız zaman başımızı yaslayacak bir omuz
Haykırdığımız zaman geçerli bir haklılığımız olmalıydı
-sökülüp gelmişken ötelerden-
Söz vermiştik kendi kendimize
Ama kendimize sadece
Sevdamız kendi içimizde ki kavgamızdır demiştik
Kavlimizdi yavru ceylanlar için soğuk namluya hedef durmak
Kavlimizdi Reis içimizde kalan son nefesi sevdalarda solumak
Hani demiştin ya “Yaşama dair ne varsa ,yaşamalı acıda olsa”
Demiştin de gülüp geçmiştik
Savaşa girmeden yenilmek yamaktan sayılır mı Reis?
Kurşun atmadan, yara almadan...
Yemin olsun kavgalarda atılan taşlara
Yemin olsun dipçikle bir-bir oyulan başlara
Yemin olsun yüreğimize kanlı süngü takmadık
Allah için sevdik sevileni
Can verdik can verilesicelerin uğrunda
Ki bu ziyan olmuş şehirlerde beklemek daha neyin bedeli
Değil mi ki şehir kaldırımlarında en güzel
Yalınayak yürünür
Yürüdük bir gün batımı cam kırıklarında çıplak ayaklarla
Bu kahreden rüyaların yorgunluğu hangi uykulardır
Ki Reis kahretti bizi bu ninniler ve masallar
Bir ulaşabilsem
Bir bulabilsem
Bir anlayabilsem ah!
Al götür gönül hicranında büyüyen mahfuz bahçeleri
Erik ağaçlarını, ayva çiçeklerini
Al götür ki daha vakit var çiçek açmaya
Sahi daha vakit var mı reis bahara
Sonsuzluğa aykırı düşler kurmak yakışır mıydı ne sana nede bana
Umut etmesini bilene yani
Yani bize
Kollarımızı sıvayarak, yumruklarımızı sıkarak, dudaklarımızı kanatarak
Ve ne varsa öfkemizi sonsuza ayaklandıran
Ayaklandır öfkeni Reis, artık zamanıdır
Yık bu şehrin irin kokan meyhaneleri
Bir ibret alınmamışsa ve hala anlaşılmamışsa
Boş ver yak gitsin bütün şiirleri
Dağların ötesi yok Reis
Ne ben arşınlanmaktan yorulayım
Ne de sen yorul
Söylenmesi gereken ne varsa söyle de kurtul
Öldü bütün krallar, şimdi yalnız soytarılar meydanda
Kalem olmuşsa süngüler, kan yazıyordur tarih
Ve yanıyordur yalnızlığa terkedilmiş denizler
Boğulsak tutacak bir dalımız
Batsak demirleyecek limanımız yok
Fotoğrafların arkasına bir tarih at Reis
Unutmakta- unutulmakta artık çok kolay
En az gönlümüz kadar , kaldığımız gönüller haraptar
Bir ulaşabilsem
Bir bulabilsem
Bir anlayabilsem ah!
Gözlerimiz kabus dolu uykulara uyanmadan
Sevdamızı katletmeden tarih yaprakları
Ve yorgun bir yatağa mıhlanmadan ayaklarımız
Artık bu zehir zemberek hayata aykırı birer sayfa açmalıyız
Sancılı gönlümüz diken üstünde
Oysa ne gülleri ne gülleri kınadık ne bülbülleri
Bir gün acılarda tükenir Reis; tam da hazana alıştım derken
Bir gün bizimde türkümüz yazılır
Islık olur dolaşır yanık gönüllerde
Bazen destan olur kitap arkalarına karaladıklarımız
Bazen buruk kalsa da mahalli gazetelerde unutulan ilhamlarımız
Yeter ki kalabalık bir şehrin kaldırımlarına yığılan ;
O belli belirsiz, o kimsesiz, o kimliksiz meçhuller olmayalım...
Fotoğrafların arkasına bir tarih at
Unutmak ve unutulmak artık çok kolay
Dedim ya dağların ötesi yok Reis!
07.11.2000