
219
SEMÂZEN
Seni sevmenin zorluğunda buldum Bedir’de bahşedilen makamın kutsallığını
Bir çölün dudaklarına dokunan sular gibi,
yağmurda kanat çırpan sürgün güzeli bir serçenin umuduydun sen..
Seni sevdim ve döküldüm soylu bir sefer için ,
gözümde hiçe duran çakıl taşlı yollara;biraz Üveys-el Karani gibi, birazda ayağı kırık karınca misali ...
Hikaye bu ya ;çıkar topal bir karınca yola, bir sağa bakar, bir sola,bir yola, bir de topal ayağa..
Der ki; “varamasam da bu yolda ölürüm ya..”
Ben de Miladi takvimlerin birinde semazen bir hüzünle geldim
ve serdim kalbimi ölümün dikenli kollarına.
Kabzet ruhumu, huriler kırsın tasını birer birer,
yollarına duran güzeller, bir hayal kırıklığında bırakılsın ;
beklerken zümrüt mühürlü mektuplarını.
Benden gayrısı bilmesin doğduğun anı...
Bir ülke düşledim senin için riyakar sevdaların ve riyakar Leylaların barınmadığı.
Gül bahçeleri kurdum bu ülkenin her köşesine
Beyaz güller giydirecek her sabah kristal tacını,
al güller sunacak yaramıza ikindi vakitlerinde, devasa aşkın ilacını
Sarı güller olmamalı; bir miraç gecesi tutmasın diye yeryüzü ayrılık yasını..
Gül bülbüle yüz vermemeli sırf senin için.
Dokunmamalı işte, benden gayrısı ruhsatlı gözlerine
Ki şimdi sana bu kadar yakın bulmuşken kendimi ,
benim senden uzak kalmamı nasıl sağladın
Henüz öğrenirken aşkın tarifini, beni sana nasıl bağladın...
Sende anladın AŞK REDDETMENİN YARISIDIR...
Sana geldim kovduğun tüm kapılardan Yusuf misali...
Esir pazarlarından sultanlık tahtına yani.
Geldim sana;acemisiyim kapıları öldüren bir hışımla çarpıp gelmenin
Çünkü ben sana iltica ederken, ateşe verdim ardımda kalan tüm ülkeleri;
döndüğümde senden başka gidecek hiçbir yerim kalmasın diye ...
Fatih’in İstanbul’u kuşatması gibi değil sana gelişim,
ben sende kurtulmaya geldim
Şehrin kapılarını aç!
Mevlana gibi döne döne, yana yana sana geldim;
bin kere daha meyilli olsam da tevbemi bozmaya Sana kapıları açmak yakışır; gelip dayanmışsam kapına...
Bilirim merhametin geniştir senin, kaybolmaz dökülse de gözyaşım ırmaklarına.
Kaç kez yüreğimi taşladım;seni unutmak için kendimle savaştığım zamanlarda
Kaç kez senin ülkene sürgün için, feda ettim nafile sevaplarımı.
Yemin olsun incire
Yemin olsun zeytine
Ve İnşirah suresindeki ‘kalp genişliğine’
Yemin olsun ki SEVDİM SENİ...
Bilirim ki denktir bu kalpteki sızım bir halifenin tahtına
Ve şüphesiz bilirim ki sensiz geçen her saniye ziyandır aşka.
Şimdi ömrüm baştan sona hüsrandır benim